İnternetten film falan indirmek

İnternetten müzik, film indirmek ne kadar ahlakidir diye sormuşlar. Anlatayım.

Bu meselenin başlıca iki siyasi ve ahlaki kriteri var. Bir, paylaşmak yanlış değildir, hatta teşvik edilmelidir. İki, Holywood filmlerini paylaşmak zaten siyasi bir direniştir. Doğrudur, paylaşmak hele bu vahşi ekonomi günlerinde imrenilesi bir şeydir. Peki, hiç tanımadığımız, ortaklaşmadığımız, sadece o esnada internet başında olmaktan başka marifeti olmayan birileriyle, zaten bizim de olmayan bir filmi “paylaşmak”, paylaşmak mıdır?

Kabul, internet işi çok kolaylaştırdı. El kadar çocuklar da bunu beceriveriyor hemen. Torrent’in ne olduğunu bilmeyenlere dinozor gözüyle bakılıyor. Çok cezbedici, dahası işin ucunda binlerce, on binlerce film, albüm var, hatta ne ararsan var. Sanki, film indirmezsen enayisin.

İki, kabul, Hollywood gibi sarsılmaz bir endüstriyi sarsmaya çalışmak zevklidir. Bu da insana siyasi bir şeyler yapıyormuş hissi verir. Usülünden sessiz bir direniştir hatta.

Ama yine de, cezbedici de olsa, siyasi manada doğrulanabilir olsa da, ahlaken yanlıştır. Zira, bu sisteme direniş, alarak değil, izinsizce indirmeyerek değil, almayarak, dinlemeyerek olur.

Çözüm basit: kütüphane sistemi. Eğer, satın almak istemiyorsanı bir filmi, şarkıyı, kitabı, gider kütüphaneden ödünç alır okursunuz. Kitabın istediğiniz birkaç sayfasını fotokopileyebilir, meraklıysanız filmi kendi bilgisayarınıza “rip edebilirsiniz”, yakın arkadaşlarınızla bunu paylaşabilirsiniz.

Mesele, Hollywood’a nanik çekmek değil, torrentçilere, hak etmedikleri halde para kazandırmak. Hollywood’u çökerteyim derken, bağımsız müzisyenlerin ve filmcilerin ekmeğiyle oynamak. Bunun ayırdını, adaletini koruyabilir misin indirdiğin filmlerle?

Çözüm dediğim, kütüphaneydi. Kaşlarınızı oynattığınızı görebiliyorum, kim gidiyor ki kütüphaneye bu memlekette, sorun kendinize. Hadi edebimizi de bozalım, iki üç üniversite kütüphanesi dışında kütüphane mi var Türkiyemde? Matematik Köyü’nde Sevan Nişanyan kütüphanesi var, dışı güzel ama içi hala boş. Yakında kitapla dolar içi, köy yerine değme halk kütüphanesinden güzel ve kapsayıcı bir kütüphane olur. Demek ki isteyince oluyormuş. Torrent başında ömür tüketmekten de daha ahlaklı hem de.

*

Çok da suratlarımız asılmasın diye de köşenin adını, komik bir ironiyle Ahlak Zabıtası koydum. Ciddiyetsizliğimiz laubaliliğe, ciddiyetimiz de asık surata yol vermesin.

Fikir babamız, The New York Times’daki ünlü The Ethicist köşesi. Ancak, elbette, bizim sorunlarımız kendimize özgü, çözümlerimiz de kendimize özgü. Ahlak Zabıtası’nın yanıtlamasını istediğiniz ahlaki dilemmalarınızı (isim yerine rumuz kullanarak da) email adresimize yazabilirsiniz.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir