Web Analytics
Dövletin Dili | <i>Can</i> <i>Başkent</i>
Can Başkent's website
Banner for Can Baskent
  • This is the website of Can Başkent the logician ● Contact / İletişim 0

Can Başkent

DÖVLETİN DİLİ

CAN BAŞKENT

0.

Hiçbir zaman gramer “nazisi” olmadım, ama insaf, gramer ve imlayı yok sayacak kadar da kalem kağıttan kopmadım. Sık sık imla kılavuzları okudum, kendi imla kurallarını geliştiren büyük gazete ve dergileri, yayıncıları keyifle, imrenerek takip ettim [0].

Bunun tersi de mümkün — bu dergide de yazdım birkaç kere [1]. Dili kullanmayı asgari koşullarda bilmesi gerekenlerin düzgün yazmayı ve konuşmayı nasıl beceremediğini de merakla ve şaşkınlıkla izledim. Bunun en güzel örneği de devlet dili.

Hayır hayır, “devletin dili, kendisinin hiyerarşik ve otoriter yapısını yansıtıyor, totaliterliğin diğer bir boyutudur” falan demeyeceğim. Çünkü tek devlet bizimki değil, bizimkilerden daha da otoriter ve ‘’profesyonel’’ olanlar, dili kullanabiliyor. Bizimkinin dile bu kadar uzak olmasını daha dikkatlice incelemek gerek. Zira, devlet böyle olunca, tebaadan da fazla bir şey bekleyemiyoruz.

1.

Zamanın TDK “başganı” yazmış, okuyalım. Sene 2011 [2].

§0: Sayı: B.02.1.AYK.5.02.10.00-130.01-180/1406
§1: İlgi: 14/03/2011 tarihli bilgi edinme belgeniz.
§2: Yer yüzünde birçok resmi yazı dili vardır.
§3: Bu yazı dilleri kendi kurallarına göre yazılır ve okunurlar.
§4: Bu durum özel adlar için de söz konusudur.
§5: Her dilin konuşucularının da hançereleri farklıdır.
§6: Bu yüzden kişiler diğer dillerdeki özel sesleri çıkaramayabilirler.
§7: Özel sesleri çıkarabilmek için özel bir çaba gerekebilir.
§8: Ör. Arapçadaki ayın, gayın gibi seslerin çıkarılması bir Türk için zordur.
§9: Fransızcadaki geniz sesleri için de durum böyledir.
§10: Ancak kolay kolay kimse hangi dili yazıyor ve konuşuyor olursa olsun adını diğer dillerin yazım ve söyleyiş kurallarına göre değiştirmez.
§11: Adını doğru yazdırmak için kodlayabilir, söylenişini tekrarlayabilir.
§12: Adının doğru yazım ve söylenişini karşısındaki kişiye öğretebilir.
§13: Bu daha sağlıklı bir çözüm olacaktır.
§14: Zor gibi görünse de bu durum hemen bütün farklı dil kullanan insanların yaşadığı olağan bir süreçtir.
§15: Tıpkı bizim başka dillerden ad taşıyan kişilerin yazım ve söylenişlerini öğrendiğimiz gibi.
§16: Ör. Shakespeare olarak yazmayı öğrendiğimiz adı Şekspir biçiminde, Baudelaire olarak yazmayı öğrenip Bodler biçiminde söylenişini de öğrenmemiz gibi.
§17: Bilgi edinmenizi rica ederim.

Çünkü, biraz merak ve biraz da siyasi kaygıdan TDK’ya ismimin “ne” olduğunu sormuştum. İsmim eğer sözcüğün yazılışı ise, bu demektir ki ismimin her dilde farklı okunmasına müsaade etmeliyim. Yok eğer ismim okunuşu ise her dilde farklı yazılmasına izin vermem gerekecek. TDK’nın “başganı” da yukarıdaki şeyi cevap diye bana göndermişti.

Üşenmeyeceğim, tek tek irdeleyeceğim bu cevabı. Çünkü bu, bizim memleketin devletine has ilginç birçok noktayı açık eden bir dil.

§0: Bana gönderilen cevabi mektubun ‘’sayısı’’ beni şaşırtıyor. Acaba bu rakam ve harf serisinin bir manası, nasıl konulduğunu izah eden bir algoritma var mı? Dahası bu algoritma daha verimli ve kısa hale getirilemez mi?

§1: ‘’İlgi’’ ne demek bilmiyorum. Referans demek istiyor sanırım yazar. Yani, bana gönderdikleri mektubu, 14/03/2011 tarihli ‘’belgeme’’ atıfla yazmışlar. Bir kere benim gönderdiğim bir belge değildi. Mektup diyebilirsin, dilekçe diyebilirsin, ama niye belge, anlaşılmıyor.

§2: ‘’Resmi’’ yazı dili ne demek? Resmiyeti tanınmayan yazı dilleri ne olacak? Yok yok, sadece Kürtçe, Zazaca falan demiyorum. Matematik de, python da bir yazı dilidir. Ama resmi değildir. Dahası, “resmi” olan dillere kıyasla, resmi olmayan diller daha kurallıdır. Resmi Türkçenin kuralları evrilir durur (bakın kesme işareti kullanmadım), resmi olmayan diller ise sabittir. Keşke konu anlattıkları kadar basit olsa, dakika bir, gol bir, “başgan” saçmalamaya başlıyor.

§3: Bir itirazım yok.

§4: Bir itirazım yok.

§5: Tamam, TDK sözcük uydurup duruyor ama, ‘’konuşucu’’ ne demek, bir iki saniye düşünmem gerekti. Hançere ne demek bilmiyorum, benim hatam olsa gerek [3].

§6: Yazar, anlamadığım bir şekilde meseleyi yabancı dillerin farklı seslerine getiriyor, ‘’Fvansuva’’ falan derken farklı ses çıkarmayı anlatıyor. Oysa ki benim dilim zaten sadece Türkçe seslere sahip bir isim. Nedenini bilmiyorum, benim sorumla mantıklı bir bağı bulunmayan bir ukalalık yapıyor yazar.

§7: Yazar, nedense, burada bir yargıda bulunmamış. Oysa, hep düşünmüşümdür, yazıldığı gibi okunduğu iddiasında olan günümüz Türkçesi bu sorunu nasıl çözecek? Fvansuva’yı acaba Türkçe’de nasıl yazacağız? Şekspir, Vaşinton kolay. Keza, acaba bizlerin görgüsünü arttırır mı hem batı hem doğu dillerindeki farklı sesleri çıkarabilmek? Bir dilcinin görevi bunlara aşinalığı arttırmak mıdır, milliyetçi saçmalıkları akademik bilgi olarak sunmak mı?

§8: ‘’Ör.’’ ne demek? Örneğin sözcüğünü kısaltmaya ne gerek var? Ayın sesini çıkarmanın zorluğu Türk olmak mı, yoksa anadilinin Türk olması mı? Hangi anadillere sahip insanlar Arapça öğrenirken daha fazla zorlanır? Bu ilişki Türkçe için araştırılmış mıdır? Anadili Portekizce mi yoksa Rusça mı olan Arapçayı daha iyi seslendirir?

§9: Kanıt yok. Oysa ki, anekdotal olarak kimi Fransızca seslerini ana dili Türkçe olanlar kolayca çıkarabiliyor, diyebiliriz.

§10: Zurnanın zırt dediği yer burası. Yazar, anlaşılan, başka alfabeleri de bilmiyor. Daha önce de dedim, buyrun Çin reisinin ismini okuyun, yazılışını değiştirmek istemiyorsanız: 习近平 [4] . Aklınıza hemen ‘’Elif Shafak’’ gelmesin, konu daha ince. Farklı alfabelerin transkripsiyonu meselesi zor bir konu zira Çince gibi dillerdek kimi sesleri Latin harfleriyle ifade etmek zor. Qi-qi veya Chi-chi örneğin, İngilizcede karmaşıklık yaratan iki farklı transkripsiyondur. Biz bunu Çi-çi diye yazarsak, vurguları falan da belli etmeden, doğru okumak imkansızlaşır. Hele hele !Kung dili gibi kimi Afrika dillerinde çıkarılan sesleri ifade etmemiz mümkün değil modern Türkçede.

Dahası, bu inceliğin diğer bir hassas noktası, modern Türkçenin alfabeleri ‘’atanırken’’ seçilen harflerin, diğer Latin alfabesi kullanan dillerin sesleriyle çatışması. Örneğin Isparta’nın I’sı bunlardan biri. Kimi Orta Asya dilleri bunun için apayrı bir ses seçiyor: ỳ ya da ŷ gibi. Keza kalın ve ince K sesi de Q ile ayrımlanıyor — biz hariç. Haliyle, biz az harfle çok ses çıkarmaya çalışıyoruz. Dilin dinamizmini de unutarak, harf sayısını da inatla, yüz yıldır sahip tutuyoruz. ‘’Kafir’’ için de ‘’kazma’’ için de aynı harfi kullanıyoruz, daha da beteri, bunları aynı ses sanıyoruz.

Dilin seslerini sınırlamak, sadece aksan ve lehçe meselesi de değil. Günümüzün dillerini ve evrimini de inkar etmek demek bir yandan da.

§11: Bir itirazım yok.

§12: Kimilerinde peygamber sabrı var anlaşılan. Bu pratikte ne kadar mümkün olur bilmiyorum. Benim bulduğum çare, fonetik alfabe ve dili kullanmak. Örneğin, “pağdon”, Ör. benim adım /dƷan ba∫kent/. Beyhude bir çaba belki, ama ‘’resmi’’ olmayan diğer bir yazı dilini kullanabilmek güzel bir avantaj.

§13: Hadi affedelim, yazarın neyin ‘’sağlıklı’’ olup olmadığına neye göre karar verdiğini görmezden gelelim. Halbuki dilde verimlilik ve kolaycılık bilinen bir fenomendir. Buna referans vermekten çekinmek, dili politik ve milliyetçi bir aygıt olarak kullananların pek sevdiği bir şey.

§14: Hayır, değildir. Keza, dünyanın en kalabalık ülkesinde yaşayanlar, Batı’ya taşınınca bazan batı isimlerini lakap olarak alırlar. Kendisine Margeret denmesini isteyen Çinliler, buna bariz bir örnektir.

§15: Nasıl öğreniyoruz bunu bilmiyorum. Fi tarihte gazetelerde falan yabancı isimlerin okunuşu da yazardı, anımsıyorum. Sonra baş edemediler sanırım, vazgeçtiler. Bunu cezasını hala çekiyoruz. Turuncu reisin (eski) maymununa hala /e-lon/ diyorlar yıllardır.

§16: Acaba okunuşunu mu öğreniyoruz, yazılışını mı? Ruso’nun ismini ilk duyduğumda nasıl yazılır bilmiyordum. Bodler de öyle. İbn Sina mı, İbni Sina mı, hala emin değilim. Zira farklı dillere bol bol geçmiş isimlerin orijinal transkripsiyonu iyice çetrefilli bir macera. Muhammed mi Muhammet mi tartışması yaparken Türkçe’de, örneğin, bu ismin orijinalinde nasıl söylendiğini hesaba katmalı mıyız, bilmiyorum.

§17: Yesinler, bak bir de bilgi verdiğini sanıyor. Arkaik dilekçe Türkçesi’nden kurtuluş yok.

2.

Maceram burada bitmiyor. İsmimin cumhuriyet dönemine ait bir icat olduğunu biliyordum. Ama buna dair elimde bir veri ya da istatistik yok. Nüfus idaresi hiç değilse anonim verileri belki benimle paylaşır diye düşündüm. Hemen bir yazıyla başvurdum yıllar önce.

Yanılmışım. Şöyle bir cevap aldım.

§0: Sayın Can BAŞKENT 08.04.2018 tarihli ve 1800614345 sayılı BİMER yazınız incelenmiştir.
§1: Nüfus Hizmetlerinin yürütülmesi ile nüfus kayıtlarının tutulmasına ve nüfus kayıtlarına ilişkin bilgi ve belge verilmesine ilişkin hususlar 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve bu Kanunun Uygulanmasına ilişkin Yönetmelik ile düzenlenmiştir.
§2: 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 44'üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi "Nüfus kayıt örneklerini; kaydın sahipleri veya bunların eşleri ile veli, vasi, alt ve üst soyları ya da bu kişilere ait vekillik belgesini ibraz edenler, nüfus müdürlüklerinden doğrudan almaya yetkilidirler." hükmündedir.
§3: Nüfus Hizmetleri Kanununda soyağacı veya soy kütüğü ya da şecere verilmesine yönelik bir düzenleme bulunmadığından, bu yöndeki talepler yukarıda belirtilen mevzuat hükmü doğrultusunda ilgililerin alt ve üst soylarına ait düzenlenen nüfus kayıt örnekleri ile sağlanmaktadır.
§4: Bu nedenle, kişilerin ancak alt ve üst soylarını kapsayan nüfus kayıt örneklerini bulunduklar yer nüfus müdürlüğünden almaları mümkündür.
§5: Bunun dışındaki talepler 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 44'üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakki Kanununun 7, 9 ve 21'inci maddeleri ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 4, 5, 6 ve 8'inci maddeleri uyarınca, talebinizin yerine getirilmesi mümkün değildir.
§6: Bilgilerinize sunulur.

§0: BİMER! Memleketin siyasi tarihini nerelerden okuyabiliyoruz, heyhat. Soyadım neden caps-lock yazılmış, bilmiyorum.

§1: Baş harf hatalarını düzeltecek değilim, üşeniyorum.

§2: 44’üncü mü? ‘’44.’’ yazmak daha kolay değil mi? Daha da tuhafı söz edilen yetki mi, hak mı? Nüfus kayıtlarını alma hakkı daha mantıklı geliyor kulağa.

§3: Ne komik değil mi? Gerekli düzenleme olmadığından, başka bir şey uyduruyorlar.

§4: Yine, her zamanki gibi, sormadığım ve ilgilenmediğim, tamamıyla alakasız bir şeyi anlatıyorlar. Soyağacımı değil, adımın tarihini sormuştum oysa ki. Ne alakası var, değil mi!

§5: Cümleye bakın: ‘’Bunun dışındaki talepler vesaire vesaire uyarınca, talebinizin yerine getirilmesi mümkün değildir’’. Halbuki ‘’vesaire vesaire uyarınca, bunun dışındaki taleplerin yerine getirilmesi mümkün değildir’’ demek daha kolay ve anlaşılır olurdu. Cümleyi uzata uzata yazmayı marifet saydıklarından kafaları karışıyor.

§6: Sanki bir bilgi verdiler!

Trajik. Çünkü, ben her hangi bir kişinin nüfus kaydını istemedim. İstatistiki bilgi istedim. Daha da garibi kendi soy kütüğümü de istemedim.

Devlet böyle bir şey iste. Sorduğumm soruyu değil, sorduğumu sandıkları ya da sormamı istedikleri soruyu yanıtlıyorlar. Ve de yanlış yanıtlıyorlar. Dahası, sormadığım soruyu sormuşum gibi yanıtladıklarında görevlerini yerine getirdiklerini düşünmemi isteyecek kadar da hadsiz ve küstah bu dil. Bak, sen bunu sormadın, biz kafamıza göre yanıtladık, itaat et, cevabımızı kabül et! Yazık.

Diyeceksiniz, bu işin doğrusu nasıl yapılır. Böyle yapılır, örneğin: https://www.ssa.gov/oact/babynames Amerika’daki Sosyal Güvenlik İdaresi her sene popüler isimleri yayınlamakla kalmıyor, hangi isimlerin popülerliğinin nasıl artıp azaldığını istatistiki olarak derleyip toparlıyor. Bizim memleketin tüm kişisel verilerinin “panellerde” dolaştığı bir memleket için garip tabii bunlar [5].

3.

Yalan yok, bu meselelerin çözülebileceğine inanmıyorum. En azından benim ömrüm süresince bu mümkün değildir.

Wittgenstein’ın dil oyunları akla geliyor, sonrasında da rüyamdan uyanıyorum.

Notlar

0. Economist Style Guide, harikadır. Eski edisyonu erişime açık: https://cdn.static-economist.com/sites/default/files/pdfs/style_guide_12.pdf

1. CB, ‘’4982’in 7, 9 ve 21’i, 6698’in 4, 5, 6 ve 8’i’’, manifold, 16 Haziran 2018, https://manifold.press/4982-in-7-9-ve-21-i-6698-in-4-5-6-ve-8-i ve CB, ‘’Kutu Kola’’, manifold, 14 Kasım 2017, https://manifold.press/kutu-kola

2. Takibi kolay olsun diye cümleleri numaralandırdım.

3. Hançere, gırtlak demekmiş. Halbuki sadece gırtlak değil, ağız, dil, diş de önemli bildiğim kadarıyla bu işte.

4. Başganlar değişmiyor yıllar geçse de.

5. 140jurnos, “panel”, Ocak 2025, https://youtu.be/5BzGetrwpoU